Search This Blog

oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2016 Pazartesi

Bir Zamanlar Kadın / İstanbulimpro

     
     Bir zamanlar kadın tiyatro oyununun sergilendiği küçük bir sahne olan Kadıköy Terminal Sahnesine geldim. Akıllı telefonlarımızdaki navigasyon uygulaması sahneyi bulamadı.

     Sahne pasajın içinde bir mekandı. İçeri girdikten sonra biraz yürüyüp girişini görebiliyorsunuz. Pasaj dönemeçli bir yapıdan oluşuyor.


      Mekanda ufak sevimli bir kantin var ve kuruma ait bazı promosyon ürünlerinin satışı yapılarak katkı sağlanmaya çalışılmış. Çay her daim demlenerek sahne ahalisine ve müşterilere açık olarak servis ediliyor. İki adet tuvaleti bulunan müessese de birisi misafirlere açıkken diğeri sanatçıların kullanımı için ayrılmış durumda. Aynı zamanda sanatçıların toplandığı bir oda yine işletmenin farklı bir bölmesi olarak kullanılmış. Minik sevimli gişede bir de bilgisayar bulunmakta. Sahnenin giriş kısmında bulunan duvarlara “Bir Zamanlar Kadın” oyununun sahnelenmesi için yapılmış resimler yerleştirilmiş. Bu resimleri yabancı bir ressam yaparken bizim geldiğimiz gün bir başkası yapıyordu. Oyunlar ile ilgili panolar ve afişler tüm tanıtım gereçleri mekanın çeşitli yerlerinde özellikle kapı girişinde sergilenmiş.

     Sahnenin bulunduğu alan küçük. Sahne izleyici ile iç içe ve zemin farkı bulunmamakta. Oyuncular da izleyicilerin girmiş olduğu kapıyı kullanıyor. Sahne arka fonu siyah bir perdeden oluşmakta ve giriş yapılan kısımda yine siyah perde ile bölünmüş durumda. Kaloriferin kullanıldığı bir ısınma sistemi var. Bu durum binanın oldukça eski olduğunu bilgisini veriyor. Engellilerin oyunu izlemesi için müsait bir alan. Zeminde bir yükselti yok ancak tuvalete ve oyuncu kantinine basamak ile giriliyor. Sahne ışığı ince uzun bir plakanın içine yerleştirilmiş güçlü ışıklardan oluşuyor. Sahne mekanında havalandırma pencere ile sağlanıyor. İzleyicilerin arkasında ses sistemleri ve bunu yöneten bir kişi bulunuyor. Yatay düzlemde baktığımızda ince uzun bir sahne görüyoruz. Sahneye girişin bulunduğu alanın kalan kısmı bir basamak ile yükseltilerek oyunun farklı bölümleri için kullanılmak üzere ayrılmış.

     Oyun başladığında izleyicilerden bir kişiye ihtiyaç olduğunu söylediklerinde kendimi sahnede buldum. Bu kişi oyunun sürecini belirlemede yardımcı oluyor. Beni resim çizen birinin yanında oturttular. Oyuncunun “Resim!” diye bağırması ile oyun başladı ve oyuncu çizerden aldığı resmi bana yorumlattı. Resimdeki kadın hakkında kurmaca sosyolojik bilgiler vermem istendi. Daha sonra anlattığım kimliğin içinde yer aldığı bölüm başladı.

     Oyun 8 bölümden oluşuyor. 1. Bölüm’ de karakter oluşturuluyor. Oyuncu istenen özellikte bir kimse haline gelerek oyunun bu bölümünde söylendiği gibi bir atmosferi doğaçlama olarak gerçekleştiriyor. 2. Bölüm’ de bu karakterin hayali yine resim yapan kişinin elindeki resimden yola çıkarılarak yorumlanıyor. Yorumlar üzerine bölüm değişip konu karakterin hayaline geliyor. Oyuncu kurulan hayali canlandırıyor. 3. Bölüm’ de karakterin olaylar sonrasında nasıl hissettiği soruluyor. Resimden ve seyirciden çıkan yorum oyuncunun doğaçlaması ile hayat buluyor. Hissettikleri bölümünde oyuncu müzik eşliğinde şarkı söyleyerek ruh halini anlatıyor. Burada biten bölüm sonrasında 4. Bölüm’ de karaktere engel olacak olaylar ve durumlar ele alınıyor. 5. Bölüm’ de engel sonrasında yardım eden 2. Karakter oluşturuluyor. Yine ilk karakterin hissettikleri şarkı eşliğinde oynanıyor. Oyunun son bölümünde ise tüm bu olayların nasıl neticeleneceği işleniyor. Biten oyun sonrası ikinci perde de yeni bir hikaye oluşturuluyor ve bu hikayede de yine izleyicinin geneline sorularak öykü resimler yardımıyla oluşturuluyor.

     Bizim izlediğimiz oyunda Fotoğrafta bulunan ilk resimde ben 30 yaşlarında, kadın, makyaj yapmayı seven akıllı, biraz ukala, bakımlı ve eski çağlarda yaşayan bekar bir karakter oluşturdum. 2. Bölümde 2. Resim ile hayalini çay ocağı işletmek olarak belirledim. Hissettiği bölümünde ise çok karmaşık bir durumda olduğu yorumunda bulundum. Karşısına bir engel çıkan karakterin 3. Bölümde kararsız kaldığını ve emin olamadığını ifade ettim. 4. Bölüm’ de kendisiyle yüzleşmek zorunda kaldığını ve bir karar vermesi gerektiğini söyleyerek oyuncunun bu şekilde devam etmesini istedim.


     5. Bölüm’ de ikinci bir karakter ortaya koymam istendi ve ben bu karakteri birinci karakterin akrabası olarak belirledim. Bu da kıyafet dikmeyi seven bu şekilde para kazanan ekonomik özgürlüğünü kazanmış yine bekar bir kadın karakterdi. 6. Bölüm’ de ikinci karakterimiz ilk karakterin rüyasına giderek hayalini gerçekleştirmesi için onu motive etti ve bu işe adım atması gerektiğini söyledi. 7. Bölüm’ de yine hissettiklerini ifade etmesi için resmi; düşüncelerini bekletmek ve askıya almak olarak belirledim. 8. ve son bölümde sonuç istendi ve buna karşılık olarak çay ocağını açtı ve isteğine ulaştı diyerek oyunun sonunu getirmiş olduk. Oyun bitiminde seyirciye selam verdik. Selamlama kısmına beni de dahil etmeleri çok hoştu.
                          



     Oyun da dekora ağırlık verilmemesi ve doğaçlama oynanması kafamda bazı soru işaretlerine yol açıp oyunun bir kurgusu olup olmadığı konusunda beni meraklandırdı. Oyunun seyirci interaktifi ile ilerleyen bir süreç oluşu sürprizlerle dolu bir hikaye oluşmasını sağladı ve izleme, takip etme pratiğimi değiştirdi. Sahnenin küçük oluşunu başta dezavantaj gibi görsem de yakın temas canlılık katarak yoğun duyguların deneyimlenmesini kolaylaştırdı. Oyuncuların performansı tartışılmazdı. Bana çok anlamlı bir etkinlik hediye ettikleri için teşekkür ediyorum.


24 Temmuz 2016 Pazar

Versus'un Hamleti

Versus Tiyatro, (2016)

     Versus Tiyatro’ya ait Hamlet oyununu izlemek için Talimhane Tiyatrosu’nun Şişli Blackout Alışveriş Merkezi içerisindeki sahnesine geldim. Sahne tasarımı birazdan burada farklı olaylar
gerçekleşecek der gibiydi. Olmak istediği şey ile olduğu ve olmakta olduğu “şey “ hem kendisinin hem seyircinin algısında sürekli değişir diyen tiyatro kurucuları bunu gerçekleştirmek için değişimi sürekli kılmalıydı. Versus’ un yaptığı çalışmalar ne zaman işte budur denirse o zaman Versus’un yön değiştireceği değişimi amaç edindiğini, kendini sürekli yenilemek istediğini ve bu yenilemenin sürekli gizemli kılınmaya çalışıldığını seyirciye hissettiriyorduhttp://www.versustiyatro.com/?p=134 (2015-2016)

     Sahnede seyirciler oyuncular ile iç içe yerleştirilmişti. Büyük gösterişli sahnelerde seyircinin çok uzaktan Hamleti sadece izlemesi değil seyircinin Hamleti birebir yaşaması ve onun yaşadıklarını hissetmesi tasarlanmış gibiydi. Öylesine bir bütünlük yaşatılmak istenmiş ki zaman zaman oyuncular dönüp seyircilere soru sorar olmuştu. Oyuncu sözlerinin aynı üslupla bırakılması üzerine dekor ve kostümlerin ise tamamen günümüz koşulları ile yansıtılması oyunu yenilediklerini günümüze uyarladıkları sinyalini seyirciye vermeye, modern tutumunu ifade etmeye çalışmıştı. Hamlet’in gençlerin trajedisi olması nedeniyle günümüz Türkiyesi’nden bazı kısımlar yansıtıldı. Yukarıda bulunan televizyon ekranı patlamaları an be an veriyor öte yandan sarayda yaşanan olayları da bize yansıtıyor olayın içine seyirciyi de katıyordu. Oyundaki modern giyimler zaman zaman bütünlüğü kaybediyor bazı kıyafetlerin çağı, bir diğerini yakalamayabiliyordu. Yönetmenin her an bir farklılık yapacağı sahnenin arkasından geçerek sahne alan oyunculardan da anlaşılabiliyordu. Salon ikiye bölünmüş iki sahne tasarlanmış ancak seyirciye göre sol tarafta kalan yani girişteki sahne her yerden görünmüyordu. Ayrıca sağ taraftaki sahne ışığı oyunu takip edemeyecek derecede göz alıyor ve rahatsız ediyordu. Oyunu en önden izlemiyorsanız seyretmek, takipte kalmak zorlaşabiliyordu.

     Oyunda Hamletin oyunculuğu en öne çıkan değerdi. Diğer oyuncuların gölgede bırakılmak istenmesinden kaynaklanıyor olabilirdi. Ancak üslubu ile belli bir dönemi yansıtan Hamletin oyunculuğu diğer oyuncuların yansıttığı dönem ile eşdeğer değil gibiydi. Oyunda güleceğimi düşünmemiştim çünkü trajik bir olay izleyecektim ama Hamletin deliliği Kralın vurdumduymaz ve rahat tavırları ister istemez kahkaha attırdı. Ben gülerken de seyircinin hiç komik bulmadığını fark ettim. Onlar hüznün içerisine kendilerini öylesine kaptırmışlardı ki soran gözlerle Hamletin bir sonraki hareketini gözlüyorlardı. Seyirciler kimi zaman pür dikkat izliyor kimi zaman dekoru ve çevreyi gözlemlemeye çalışıyordu. Oyunun son anlarına doğru dikkatimin iyice dağıldığını olayı takip edemez olduğumu anımsıyorum. Televizyon sürekli yayın yapıyor oyuna ve savaşın etkisinde olan o korkutucu çağa olan ciddiyeti bozuyordu. Artık her an televizyona geçileceği hissi oluştuğundan oyunda neler olduğu daha önemsiz hale geliyordu. Belki de yönetmen günümüz koşullarında neler yaşandığını yansıtıyor bir yandan da bizi savaş döneminin boğucu ortamına sokuyor ve bu ikisini anda görmenin tersliğini hissetmemizi istiyordu. Birçok açıdan oyunda farklılıkların iç içe geçmesi fikri benim için kafa karıştırıcı oldu.

     Hamlet karakterinin oyunculuğunun deliyi yansıtması en öne çıkarılmak istenen öğeler olmalıydı. Farklı figürler özellikle arka planda bırakılmak istenmiş olabilirdi. Kral önemli bir karakterken baskın bir rolü yani bir önceki Kralı öldürüp yerine geçmiş, abisinin eşi ile evlenmiş ve tüm bu saltanata sahip olmuş bir karakter figürü gibi görünmüyordu. Sebebinin Hamlet oyunculuğunun, baskınlığının ve onun gücünün ön planda tutulmak istenmesi olabileceğini düşündüm. Sanki anlaşmalı olarak sadece Hamletin sahnesinin önemli olduğu planlaması yapılmış gibiydi. Ancak buna rağmen Ophelia karakteri de kendi sahnelerinde yeterli vurguları ve duyguları yansıtabilmişken Kral ve Kraliçe aynı özveride ve canlılıkta değil gibiydi.

     Bana, bütün ışığın Hamlet üzerinde toplanmasının sebebinin sadece Hamletin sıkıntısını dile getirmek olduğunu düşündürdü. Amaç büyüklerin sorunlarını dile getirmek değil de genç karakterlerin problemlerini daha ön planda tutmaktı. Büyüklerin hırsı uğruna gençler kendi çağlarında yaşamaları gereken sevgi, bağlılık gibi duyguları dahi yaşayamadan güç, hırs ve ihanet gibi duygularla doldurularak büyüklerin yaşantısına aniden geçiş yaptırılıyordu. Bunu da sadece Hamlet Ophelia ve Ophelianın abisi Laertes gibi genç karakterler yoluyla anlatmayı planlamışlardı. Dekor ve kostümlerin çağ farklılığı, aynı zamanda televizyonun da olması bu durumu vurgulamak için yapılmış noktalardan gibiydi.

      Oyunda esas metinde olmayan bir yorum da hizmetçinin eklendiği sahnelerdi. Bu hizmetçiyi seyirciye benzettim. Oyun sonlandığında yaşanan dramı içinde hisseden seyirciyi dile getirmiş ve duygulu bir şarkı ile sahneyi toparlayıp kaybolmuştu. Sahnede yaşanan her şeyi birlikte görmüş yapabileceği tek şeyin eylemsiz seyretmek ve bu duruma üzülüp sonrada –olayların perde kapandıktan sonra seyircinin zihninden yok olması gibi– ortadan kaybolup gitmesi ile özdeşleştirilmiş olduğunu düşündüm. Hizmetçi rolü üzerinden gidilmesini sanki bu trajediyi topluma anlatmak için seyircinin oyunculara yardım etmesi ile ifade ediyorlar diye düşündüm. Çünkü oyun hizmetçi ile başlayıp hizmetçi ile bitiyordu. Biz de verilmek istenen mesajı halka ileten hizmetkarlardık.
--------------------


Oğuz, T. (2016). “Bir Gençlik Tragedyası: Hamlet”. Metin Balay Röportajı. Aydınlık Gazete. 24 Şubat 2016. (Erişim Tarihi 01 Mayıs 2016), http://www.aydinlikgazete.com/bir-genclik-tragedyasi-hamlet-roportaj,102.html
2015 – 2016. “Tiyatro Zamanı /Hamlet/İnceleme Yazısı”, (Erişim Tarihi 01 Mayıs 2016), http://www.versustiyatro.com/?p=231
2015 – 2016. “Versus Kimdir “, (Erişim Tarihi 01 Mayıs 2016) http://www.versustiyatro.com/?p=134